• 0553 830 2424
Bu sayfayı hazırlamaktaki amacımız; unutulmaya yüz tutmuş bazı yöresel kelimelerimizi, gün ışığına çıkararak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Aşağıdaki yöresel kelimelerimiz sözlüğü; tarafımızca yazılan ve ziyaretçilerimiz tarafından eklenen kelimelerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Ziyaretçilerimizin ekleyeceği kelimeleri aşağıdaki listeye yazabilmemiz için kelimenin yöresel olması gerekmektedir.
Kersen Köyü yöresinin en zengin "Yöresel Kelimeler Sözlüğü"nün internet ortamında oluşmasında katkısı olan tüm kersenli büyüklerimize teşekkür ediyoruz.
Aşağıda bazı anlamların birkaç farklı kelimeye ait olduğunu göreceksiniz. Sebebi ise çok eskilerden günümüze kadar olan değişimdir. Şuan genç nesiller tarafından aşağıda yer alan kelimelerin azı kullanılıyor olsa da, eskiden yöremizde konuşulan kelimeler şöyledir;
Ocak Ayı; Zemheri, Şubat ta; Gücük
Sonbahar; Güz, Azıcık ta; Eccük
Geçen Yıl; Bıldır, İri Kıyım; Hödük
Havuç ta; Purçiklidir bizde
Palto; Sakodur, Kaban ise; Gocik
Şal; Atgudur, Bere ise; Gobbik
Havlu; Peşkirdir, Ayakkabı; Kalik
Kavrulmuş ta; Gıcıriktir bizde
Sıkı ise; Kip, Yamuk ise; Haştik 
Paramparça; Hışırım, Şaşi ise ; Şaştik 
Çok Gevşek; Pirpirim, Kısa da; Bodik 
Çok Sağlam da; Mökkemdir bizde
Delikanlı; Yiğit, Kambur da; Guzzik 
Kel Olan; Dıbız, Eğri de; Gıgırik 
Ufak Tefek; Hımbıl, Öksürük; Hırhırik 
Alkışlamak da; Cıppiktir bizde
Hala Çocuğu; Halez, Hala ise; Bibi 
Teyze ise; Eze, Amca da; Emi 
Büyükanne; Nene, Eş Hanımı; Elti 
Çok Sevmek de; Cindillidir bizde
Kavrulmuş Buğday; Gavurga, Yokluk ise; Gıtlık 
Erik Kurusu; Basmaca, Ekmek Kırıntısı; Aşlık 
Ayran ise; Çalhama, Pestil de; Bastık 
Beyaz Topraktan Badana; Çırpıktır bizde
İp Yumağı; Kelep, Yatak ise; Döşek 
Davar Taciri; Celep, Davar da; Şişek 
Balyozun Adı; Zomp, Toprak Kütlesi; Kessek 
Tarla Sınırı da; Tumptur bizde
Yüksek yer; Sekü, Bahçe Kapısı; Cağmar 
Düz Arazi; Yazu, Büyük Çivi; Mısmar 
Patika Yol; Cılga, Büyük Bez; Dastar 
Mallerın Yem Yeri; Müsürdür bizde
Hızlı ise; Yeğin, Koşmak ta ; Çapmak 
Yaba ise; Dirge, Yavrulamak da; Guzlamak 
Dağ Geçidi; Gaban, Korumak da; Gollamak 
Yayık ise; Tuluktur bizde
Saçağın Adı; Sivink, Soba Bacası; Pıhırik 
Bulgur Değirmeni; Dink, Çan ise; Cıngırik 
Değneğin Adı; Kırza,Kırık ise; Kırik 
Ekmek Pişirme Aleti; Rapatadır bizde
Çekiç; Kakuçtur, Ekşimemiş Hamur; Pağaç 
Damat Yareni; Sağduçtur, Yavrulu da; Guzlaç 
Ardıç Ağacı; Arduçtur, Kova ise; Pakraç 
Yufka Küreği de; Ahtereçtir bizde
Banyo Yeri; Çağ, Banyo Yapmak ise; Çimmek 
Şişin Adı; Cağ, Elbise Tamiri ise; Çitemek 
Ev Yıkıntısı; Peğ, Saklanmak da; Sinmek 
Hayvan Boyunduruğu; Mangurdur bizde
Mutfak ; Örmedir, Ot Damı; Merek 
Tane; Denedir, Kilit ise; Firenk 
Yine; Genedir, Raf ise; Terek 
Topraktan Cıla da; Mörhedir bizde
Büyük Tas; Üsküre, Çapa Yapmak; Meğil 
Su Kabı ; Deppe, Küçük Kova da ; Sitil 
Büyük Satır; Derhe, Yorgan da; Mitil 
Tavan ise; Arustahdır bizde
Kalın İğne; Bizdir, Tepsi de; Sini 
Büyük Leğen; Teşdidir, Tabure ; İskembi 
Baca Silindiri; Loğdur, At Arkası; Terki 
Merdiven Muhafazası da; Zerzembidir bizde
Bütün; Tövüdür, Azıcık ta; Pırtik 
Sedir; Makattır, Kuyruk ise; Poççik 
Çekirdek; Çiğittir, Boynuzsuz ; Kolik 
Zehir ise; Ağudur bizde
Yıkamak; Yumaktır, Saban Tarağı; Cemek 
Ayran; Ağartıdır, Acımak ta; İtilenmek 
Koşmak; Çapmaktır, Diğer Adı ; Seğirtmek 
Etek Toplama da; Çemirlenmektir bizde
Sığ Yer; Yuha, En Uç ise; Cinkolik 
Grup ise; Barhana, Su Güveci; Gıcik 
Büyük Çekiç; Madırga, Tahıl Ölçeği; Çinik 
Tahterevalli de; Alazingaladır bizde
Kümes Girişi; Pin, Uyuklamak; Dapınmak 
Hayvan Gübresi; Ahbun, Yuvarlamak; Gıldırlamak 
Deri ise; Gön, Yıkanmak da; Yunmak 
Elbiseler de; Esvaptır bizde
Makarna; Eriştedir, Yuvarlak da; Gıldırik 
Kısa ise; Kesedir, Buruşuk ta; Vırışik 
İlk Süt; Ağuzdur, Tahıl Ölçeği; Godik 
Siyah Arı da; Dozdozdur bizde
Peksimet; Gılik, Leblebi de; Kıttı 
Boğaz ise; Hırtlik, Yayık ta; Hınısı 
Koyun Pisliği; Gıldik, İnsanın ise ; Fışkı 
Bostan Artığıda; Şırvanttır bizde
Laflamak; Horata, Kaynamak ta; Fıkkılamak 
Kötü Olan; Soyha, karşılık Vermek; Dırlamak 
Dedikoducu; Pesa, Vurmak ta; Yapuşturmak 
Sebze ise; Zarzavattır bizde
SALYANGOZ; Kettoş, Basmak ta; Badal 
Su kabı; Terpoş, Massa Çivisi; Modul 
Eğri Demir; Eğiş, Çalı Süpürgesi; Sahağol 
Kurululmuş Çökelik te; Keştir bizde
İşkembe; Mimbardır, Ceviz Kabuğu; Pir 
Uçurum; Yardır, Mezar ise; Gor 
Güç-Kuvvet; Ferdir, Hastalık ta; Çor 
Her An da; Hergistir bizde
Büyük Kuzu; Toklu, Büyük Civciv; Ferik 
Büyük Oğlak; Korut, Küçük ise; Gıdik 
Manda ise; Camış, Büyük Dana; Mozik 
Su Yalağı da; Kurundur bizde
Civcivin Adı; Cücük, Büyük Dana da; Çebiç 
İt Yavrusu; Enük, Dut Kurusu; Çemiç 
Hindinin Adı; Culluk, Ceviz Döğmesi; Göğmeç 
Yayığın Adı da; Tuluktur bizde
Kadinin Adı; Pisik, Pençesi ise; Tatik 
Sıpanın Adı; Kurik, Tekmesi ise; Fıncik 
Dananın Adı; Bıçik, Böcek ise; Bocik 
İt Yavrusu; Kutiktir bizde
Küçük Çivi; Mıh, Kısa Boylu; Bodik 
hayvan Pisliği; Kıh, Sümük te; Hındik 
Otun Adı; Zığ, Toprak da; Gullik 
Çöplerin Adı da; Zibildir bizde
Recep ERTEM
(15 Haziran 2007)
Abrul Ayı: Nisan ayı.
Accuk: Azıcık.
Ahan: İşte şu.
Ahbun: hayvan gübresi.
Ahur: Ahır.
Ağulanmak: Zehirlenmek, beddua.
Alma: Elma.
Anca: Ancak.
Anşa: Ayşe.
Ağıl: Etrafı çalılarla veya çit örülerek çevrilmiş üzeri açık hayvan barınağı.
Ahbap: Dost, arkadaş.
Ağuz: İneğin doğumdan sonra birkaç gün devam eden ilk sütü.
Ahbun: Hayvan gübresi.
Al: Kırımızı.
Alaca: Kapı yerine kullanılan araları açık kapı.
Alemeşkere: Alenen, insanlar görecek-duyacak şekilde.
Alattirik: Elektrik.
Alma: Elma.
Arlanmak: Utanmak.
Anadut: Ot toplamaya yarayan ve üç daldan oluşan, dalların ikisinin altta birinin üstte olduğu ağaçtan yapılmış alet
Arustah: Tavan.
Asbab: Elbise.
Aşgana: Ahşap evlerin bacalarının üstünde şapka gibi konulan ve bir ip ile kurulmuş düzenek yardımıyla açılıp kapanabilen baca.
Aşluh: Kuru bakliyat, mutfak malzemesi, yemek.
Ataş: Ateş.
Avara: Boş gezen .
Ayah Yolu: Tuvalet, WC.
Ayakçak: Merdiven.
Ayu: Ayı.
Avlu: Evin giriş salonu.
Avrat: Kadın.
Azuh: Yiyecek.
Bahca: Bahçe.
Bakraç: Kovanın ufak olanı.
Bekmez: Pekmez.
Bıldır: Geçen sene, geçen yıl.
Bıyıl: Bu yıl, bu sene.
Bi Kerem: Bir Kere.
Bibi: Büyük hala .
Bişi: Sacda yapılan ince lavaş gibi yağlı ekmek.
Bitike: Biraz, azıcık, ufak.
Bohça: İçine giysi konulan bez.
Boyna: Sürekli.
Boyunduruh: Hayvanları, araba yada sabana bağlamak için boynuna konan özel yapılmış düzenek.
Boz: Ekilmemiş tarla.
Böcük: Böcek.
Böğün: Bugün.
Börtüme: Haşlama, az pişirme.
Böyüh: Büyük.
Bulaşuh: Bulaşık.
Buymah: Buymak.
Bürgün: Yarından sonraki gün.
Cağ: Örgü işlerinde kullanılan şiş.
Cağmar: Hayvanların giriş-çıkışını engellemek için, genelde evlerin önlerinde bulunan ve ortadan iki yana açılan kapı.
Cahal: Cahil.
Camış: Bir büyükbaş hayvan türü, Manda.
Cedde: Cadde.
Cedelleşmek: Ağız dalaşı yapmak, çekişmek.
Ceyran: Elektrik.
Cıbban: Alkış.
Cıbıl: Çıplak.
Cıbıldah: Çıplak.
Cıcık: Yeni, güzel.
Cılga: Tek kişinin yürüyebildiği ve zaman içinde oluşan dar yol.
Cırcır: Fermuar.
Cılız: Zayıf
Cırgıt: Çekirge.
Cırnah: Tırnak.
Cıscıbıl: Çırılçıplak.
Cıvık: Şımarık.
Cimcük: Çimdik.
Cimcüklemek: Çimdik atmak.
Cingen: Çingene.
Coruh: Koşulmuş olan bir çift öküze, yardım amaçıyla bir çift öküzün koşulması.
Culluh: Hindi.
Cücük Ayı: Şubat Ayı.
Cücük: Civciv yavrusu.
Çalmak: Dövmek.
Çalu: Kurumuş dal parçaları, çalı.
Çangal: Fasülye sırığı.
Çapula: Eskiden giyilen bir tür ayakkabı.
Çaput: Bez parçası.
Çardak: Salon.
Çaruk: Tek parça deriden yapılmış, eskiden giyilen bir çeşit ayakkabı.
Çebiç: 1 yaşındaki keçi.
Çekim: Çamların üstündeki yeni uzamış kısım
Çekişmek: Sözlü kavga etmak.
Çemkürmek: Köpeğin havlaması veya büyüklere karşı saygısızca bağırarak karşılık vermek.
Çentik: Çizik.
Çeper: Bahçe etrafına tahtadan yapılmış çit.
Çerçi: Köy köy dolaşarak satış yapan kişi.
Çerdöğ: Aşılanmış yaban armudu.
Çıtlak: Ateşten sıçrayan küçük kıvılcım.
Çılpı: Küçük çalılar.
Çiğit: Fasülye tanesi, meyve çekirdeği.
Çilemek: İnce akan suyu serpiştirmek.
Çimmek: Yıkanmak, Banyo yapmak.
Çirşaf: Çirkef, edepsiz, terbiyesiz.
Çitimek: Birbirine ilmek.
Çökelek: Yağı alınmış peynir.
Çul: Yünden yapılan el dokuması yere serilen ev eşyası.
Dadanmak: Alışmak.
Dalaşmak: Sataşmak, kızdırmak, dalga geçmek.
Dam: Ahır.
Darlanmak: Sıkılmak, bunalmak.
Dastar: Yün kilim.
Davar: Koyun sürüsü.
Davşan: Tavşan.
Dayak: Öküz arabasının ön kısmının ayakda durmasını sağlayan bilek kalınlığındakı düz dal parçası.
Değermen: Değirmen.
Dehre: Elde taşıması kolay dal budamaya elverişli küçük balta.
Dekmük: Tekme.
Demin: Biraz önce.
Dene: Tane.
Densiz: Uygunsuz.
Desdi: Testi.
Devamsız: İşe yaramaz.
Devrülesice: Beddua.
Deyha: İşte şurada.
Dımbıl: Küçük çocukların erkeklik organı.
Dınnah: Tırnak.
Dibek: Öğütme aracı.
Dilsiz: Lal.
Dirgen: Ekinlerin saplanılarak aktarılmasına yarayan çatal seklindeki el aleti.
Dişbudah: Bir ağaç cinsi.
Dizlik: Kadınların uzun paçalı donu.
Dodih: Ayağın topuk kısmı.
Doldol: Pipi.
Don: Kilot.
Dombalak: Takla.
Dozik: Dangalak.
Dömbelek: Darbuka.
Döşek: Yatak.
Duz: Tuz.
Düğe: Bir yaşında dişi dana.
Düğdü: Keserin çivi çakmaya yarayan tarafı.
Düğleme: Düğüm atma, bağlama.
Düllük: Çocuk düdüğü.
Dürzü: Üç kağıtcı, düzenbaz anlamında kullanılan kelime.
Düven: Kalın dikdörtgen tahtanın altına keskin taşların çakılı olduğu, öküzlerin çekmesi ile kullanılan harman aracı
Ebeguşağı: Gökkuşağı.
Ecük: Biraz.
Ecücük: Azıcık.
Egiş: Tandırın yanan közlerini karıştırmak ve zaman zaman da ekmekleri tandırdan kazımak icin bir ucu ıspatula seklinde kullanılan diğer ucu da çengelli olan demirden yapılmış el aleti.
Eğer: Ata binmek için kullanılan oturak.
Eğlen: Dur.
Elguvan: Mor renkli bir çiçek, ergüvan.
Emmi: Amca.
En: Hayvanların tanınması için kulaklarına yapılan işaret.
Enteri: Tek parça bayan elbisesi.
Enük: Kedi, köpek yavrusu.
Enselemek: Yakalamak, açığa çıkarmak.
Ergişi: Erkek kişi.
Erinmek: Tembellik edip, çalışma isteği olmaması.
Erük: Erik.
Erüşde(erişte): Evde yapılan makarna.
Esbap: Elbise.
Esgüetek: Kadın.
Essah: Gerçek
Eşgi: Ekşi.
Eşik: Kapının altındaki ağaç parçası.
Eşkere: Alenen, açıktan.
Evelük: Toplanıp yenen bir bitki.
Evermek: Evlendirmek.
Evlek: Tarlanın yarım dönümüne yakın kısmı.
Ey: Bir seslenme edası.
Eyce: İyi, güzel.
Eyhe: Sana göre hava hoş.
Eylenmek: Oyalanmak.
Eze: Teyze.
Ezen: Ezan.
Fare: Sıçan.
Farşa: Edepsiz kadın, fahişe, yırtıcı.
Fer: Derman, hal, kuvvet .
Ferik: Civcivlikten çıkmış yumurtlama çağına gelmiş tavuk.
Fırtana: Fırtına.
Fışkı: Dışkı.
Firengi: Ağaç direkleri yandan tutmaya yarayan direk.
Firenk: Kilit.
Follamak: Kabuğunu ayıklamak.
Folluh: Tavuğun yumurtladığı yer.
Fosul: Yumurtayı suda haşlama.
Gada: Kardeş.
Gah: Erik, elma kurusu.
Galıf: Derme çatma yapılan küçük yapılar.
Galo: Hayvanları ahıra bağlayan eğik ağaç.
Galtah: İffetsiz, ahlaksız kadın. kaltak (argo).
Gamaşmak: Göz veya dişler için kullanılan rahatsızlık ifade eden bir kelime.
Gancıh: Dişi, kalleş (argo).
Garanlıh: Karanlık.
Garer: Karar, tam kıvamı.
Gargış: Beddua.
Garyola: Yatak.
Gasevet: Dert, sıkıntı.
Gatıh: Ayran.
Gatiyen: Asla, kesinlikle, kati suretle.
Gavar: Su suvarırken gelen suyu bölüp dağıtmak için topraktan kürekle açılan hark.
Gavur: Kafir.
Gavah: Kavak.
Gavat: Değersiz adam.
Gayfe: Kahve.
Gazuh: Kazık.
Gazel: Dökülmüş yapraklar.
Gazel Ayı: Ekim Ayı.
Gebermek: Ölmek.
Geçi: Keçi.
Gem: Harmanda buğday tanelerini ayırt etmek için öküzlere koşulup buğdayların üstünden çekilen altına taşlar çakılmış geniş ve büyük tahta.
Gendime: Bulgur.
Geven: Dikenli ot.
Gevrüh: Dalları boru seklinde olan yaprakları geniş bir bitki.
Gıdik: Keçi yavrusu.
Gıldırik: Yuvarlak.
Gılıf: Kın.
Gıllih: Keçilerin küçük yuvarlak taneler halinde çıkardıkları dışkı.
Gıldırlamak: Yuvarlamak.
Gılik: Koyunların çıkardığı yuvarlak dışkı.
Gırgıt:
Kabuğu kalın, küçük yollu ceviz.
Gırkmak: Kırpmak.
Gısrah: Dişi at.
Gışmık: Hayvan tekmesi, çifte.
Gıymuh: Odunların küçük parçası.
Gız: Kız.
Gızambuh: Kızılcık meyvesi.
Gidişmek: Kaşınmak.
Gişi: Herif, koca, eş.
Gobal: Kafası topuz seklinde olan sopa.
Gopçe: Düğme
Gocunma: Alınmak.
Goç: Koç.
Godile: Ense.
Gofil: Fıçı.
Gollik: Kısa olan, boyu kısa olan.
Gorsak: Fırın değneği.
Gop: Kadınların giydiği ceket.
Gopça: Düğme.
Goyvermek: Bırakmak.
Goyun: Koyun.
Göcek: Köşe.
Göceklik: Ocak başı.
Göğermek: Peynir veya çökeleğin yeşillenmiş hali, morarmak.
Göresmek: Özlemek.
Göynek: Gömlek, atlet.
Gön: Hayvan derisi.
Göreslenmek: Göresi gelmek.
Göriymisen: Görüyor musun?
Göze: Kaynak suyunun çıktığı yer.
Güçcük: Küçük.
Gubarmak: Göğsü kabarmak, gururlanmak.
Gucur: Kısa boylu.
Gudi: Yuvarlak olmuş küçük kabak.
Gudik: Köpek.
Guma: İkinci eş.
Gurna: Korna.
Guzu: Kuzu.
Guzu Gulağı: Yenilen bir yabani ot.
Guzzik: Kambur.
Güdül: Mısır ekmeği.
Gülk: Kuluçka, Civciv çıkaracak tavuk.
Güve: Tahtakurusu.
Güveç: Topraktan yapılmış testi görünümünde ağzı genişçe olan bir yemek pişirme kabı.
Habire: Şimdi, hemen.
Haböle: Haşöle.
Hacat: Alet, edavat.
Hadıca: Hatice.
Haggadden: Hakikaten.
Halbur: Tahıl ürünlerini taş ve topraktan ayırmaya yarayan elle sallayarak kullanılan alet.
Halva: Helva.
Hamamlık: Evde odanın köşesinde banyo yapmak için yapılan küçük bölüm.
Hapenk: Gizli geçit kapağı.
Harg: Su yolu.
Haşıl: Buğdaydan yapılan ve üzerine süt yada yağ dökülerek yapılan yemek.
Haşindi: Tam şimdi.
Haşmul: Elmanın pişmişine denilir.
Hatça: Hatice adının yöresel söylenişi.
Hatil: Taş duvarın üzerine konulan kalın kalas.
Havzal: Kalın saman.
Havas: Heves, istek.
He: Evet.
Hedik: Buğdayın haşlanmış hali.
Helâ: Tuvalet.
Helbet: Elbette.
Hele: Biraz.
Helim: Halim adının yöresel söylenişi.
Helki: Su ve süt taşımada kullanılan kovaı.
Herif: Evli kadınların eşlerine hitap şekli. Koca.
Herle: Un çorbası.
Hevlek: Tarlanın aşağı yukarı yarım dönümü için kullanılan söz.
Heybe: At ve eşeklerin üzerine konulan çift gözlü çanta.
Hıbar: Duvar dizmede büyük taşlar arasına konulan küçük taş.
Hınger: Mantı.
Hırha: Yelek.
Hırhız: Hırsız.
Hırlı: Dürüst, Uslu, İyi huylu.
Hırp etmek: Örtmek.
Hışır: Eski, hurda.
Hışırım: Kırılmış dökülmüş.
Hırtlik: Boğaz.
Hızar: Büyük testere.
Hızmeker: Erkek hizmetçi.
Hollaçelik: Çelik çomak oyunu.
Honça: Yer sofrası.
Horata: Dedikodu.
Hoyrat: Sevimsiz, kötü.
Hozan: Ekilmemiş, nadasa bırakılmış tarla.
Höbüşlemek: Sırta alma.
Höllük: Eskiden çocukların altına konulan elenmiş toprak.
Ilıncah: Salıncak. Özellikle bebekleri yatırmak için yapılan salıncak.
Iraf: Raf.
Irfat: Rıfat
Iramazan: Ramazan.
Irbıh: Testiye benzeyen su kabı, İbrik.
Irgat: Amele, işçi .
Irgalamak: Sağa, sola sallamak.
Irz: Namus.
Işgın: Ağaç sürgünü, şıvgın.
İbraam: İbrahim.
İçlik: Gömlek.
İdare: Eskiden kullanılan lamba.
İğit: Yiğit.
İlahana: Lahana.
İlif: Kese, lif.
İrbaam: İbrahim.
İrecep: Recep.
İrezil: Rezil, kötü.
İskembe: Sandalye.
İşgillenmek: Kuşkulanmak.
İtüzümü: Böğürtlen.
Kalik: Eski ayakkabı.
Karakış Ayı: Aralık Ayı.
Karalastik: Lastik ayakkabı.
Kartol: Patates.
Katuk: Ayran.
Katmer: Hamurun yağlanarak sacda pişirilmesi şeklinde yapılan yiyecek.
Kehriz: Eskiden köyde bir köşede bir delik bırakırlardı ve o köşede banyo yaparlardı sular oradan dışarı giderdi işte bu köşeye (deliğe) kehriz denirdi.
Kelgür: Makarna veya erişte süzmek için kullanılan delikli mutfak eşyası .
Kekiş: Çekiç.
Kelpet: Kerpeten.
Ketoş: Kel.
Kem: Otlardan yapılan ve yine ot bağlamaya yarayan ip.
Kenef: Tuvalet.
Kert: Sütleri ölçmek için kullanılan işaretli odun.
Kertük: Ağaç yada tahtanın, bıçak veya balta ile yontulmuş,zedelenmiş,işaretlenmiş hali.
Keşik: Sıra, Numara
Kevük: Buğday saplarını deste yapmaya yarayan alet.
Kete: Yüzü yağlanmış yassı ekmek.
Kirkit: Halı dokumada kullanılan küçük alet.
Kıymık: İğne kadar ince ağaç parçası.
Kile: Yirmi tenekelik tahıl ölçü birimi.
Kiraz Ayı: Haziran Ayı.
Kirik: Eşek Sıpası.
Kivra: Kirve.
Koç: Kasım Ayı.
Kofil: Fıçı.
Kom: Ahır.
Kor: Bakıpta görmeyen, kör.
Köfne: Eskimiş, yıpranmış.
Kösüre: Bıçak ve balta bilemeye yarayan yuvarlak taş.
Körpe: Ufak, yavru.
Kösnü: Köstebek.
Köynek: Yakasız gömlek.
Kundak: Bebeğin sarıldığı bez.
Kurik: Eşeğin yavrusu.
Kurun: Su yatağına (su çıkan yere) hayvanların su içmesi için betondan yapılan kab veya içine peynir basılan ağaçtan yuvarlak veya kare şeklindeki kutu.
Kuzu Kulağı: Yenilen birtür yabani bitki.
Külfet: Ev halkı.
Kürümek: Bir şeyi kürekle sıyırarak süpürmek, mesela kar kürümek.
Lavaş: Yassı ve ince tandır ekmeği.
Lepbih: Yassı olan nesne mesela "lepbih daş" .
Lığırt: Çok sulu çamur.
Lobiye: Fasulye.
Loğ: Üstü toprak olan yapılarda. Toprağı sıkıştırmak için kullanılan silindir şeklindeki taş.
Lor: Bir peynir çeşidi.
Löküs: Gazla yanan lamba.
Mabal: Vebal.
Mahana: Bahane, sebep.
Mahsustan: Şakacıktan.
Maşafa: Ağzı açık saplı su kabı.
Mekteb: Okul.
Mendebur: Uğursuz; hayırsız.
Menevşe: Menekşe.
Merek: Ot koyulan yer .
Merez: Köpeğin yaşı.
Mertek: Evlerin içinde tavanda döşenmiş büyük tomruklara denir .
Meşe: Orman.
Meymenetsüz: Hayırsız, vafasız, uğursuz, suratsız.
Meyram Ayı: Ağustos Ayı.
Mezer: Mezar.
Mıh: Çivi.
Mıymıntı: Elinden iş gelmeyen, uyuşuk
Mızıkçı: Oyun bozan.
Mintan: Gömlek.
Mismar: İri çivi.
Mismil: Helal.
Mozik: Buzağının büyüğü.
Mitil: Yüzsüz yorgan.
Mudara: Sağlam ve dayanıklı olmayan, eğreti.
Muhayet Ol: Sahip çık.
Mundar: Haram.
Müsendere: Ambarın ekmek koyma gözü (çekmecesi).
Müsürlük: Ahırda hayvanların yem yediği tahdan oluk.
Nacah: Küçük balta.
Naçar: Gariban, fakir.
Nahır: Sığır sürüsü.
Oğlah: Keçi yavrusu.
Ohlava: Yufka açmaya yarayan odundan alet.
Oluh: Çeşmede su akan boru.
Oncacuh: Azıcık, Çok az miktarda.
Orah Ayı: Temmuz Ayı.
Öylen Vahtı: Öğle vakti.
Öylenlik: Öğle yemeği.
Öğürsemek: İneklerin boğa isteme dönemi.
Örme: Elle örülerek yapılmış kalın ip.
Örtme: Yanları ve üstü kapalı önü açık balkon.
Ötegeçe: Derenin, ırmağın karşısı.
Ötürük: İshal, amel.
Pahla: Temizlemek.
Pahlava: Baklava.
Pancar: Karalahana.
Panga: Banka.
Pangonot: Banknot, kağıt para.
Pantul: Pantolon.
Papuç: Ayakkabı.
Papuçluk: Eskiden merdivenlerin yanında ayakkabı konulan ayakkabılık.
Part: Karın.
Pates: Patates.
Patos: El ile çevrilen yada Traktörlerin arkasına bir kayışla bağlanılarak çalıştırılan eski tip bir harman makinesi.
Pelit: Meşe ağacının meyvesi, palamut .
Per: Küçük çivi.
Perçem: Saçın alna dökülen kısmı.
Peşkir: Havlu.
Pey: Sadece duvarları olan yıkık bina.
Pezük: Pazı bitkisi ve yemeği.
Pıddak: Patlamış mısır.
Pin: Kümes.
Pıncik: Küçük, güzel kız.
Pırti: Kumaş parçası.
Pisik: Kedi.
Poccik: Uç kısım.
Poşa: Kadın çingene.
Potin: Bot.
Punar: Çeşme.
Puşe: Peçe.
Pür: Çamın iğne gibi olan yaprakları.
Püsköğt: Bisküvi.
Saban: Tarla sürmekte kullanılan ve öküzlere koşulan gereç.
Sahoğul: Çalı süpürgesi.
Sağın: Sağılan inek.
Salahana: Çok gezip tembellik yapan.
Sapah: Yol ayrımı.
Sarıcalı: Balsız bir arı türü.
Seğirtmek: Koşmak.
Sekü: Kapı eşiği yada basamak.
Sele: Yayvan sepet.
Semer: Eşeklerin sırtına konulan yük koymaya yarayan nesne.
Septürük: Küçük çiş.
Seyirt: Koş.
Sıçan: Fare.
Sinor: Tarla sınırı.
Sini: Büyük tepsi.
Sitil: Kova
Sırfa: Sofra.
Sırım: İnce ince dilinmiş et veya deri.
Sinmek: Saklanmak.
Sipgaç Ayı: Eyllül Ayı.
Somurtmak: Küsmek, surat asmak.
Soyha: Kötü, işe yaramaz.
Söve: Duvar.
Süflü: Pasaklı.
Sümsük: Pisboğaz, her şeyi isteyen.
Sünepe: Kılıksız ve uyuşuk, sümsük.
Süpürtmek: Kovalamak.
Sürtük: Gereksiz yere çok gezen.
Sülük: Salyangoz.
Süzeh: Sütü süzmek için keçi kılından yapılmış bez.
Şadıra: Ekini eleyip samandan arındırmak için kullanılan. Gözleri büyüktür. 0,5cm gibi.Kenarları ağaç içinin örgüsü deriden yapılır.
Şamar: Tokat.
Şaşurdun mu?: Şaşırdın mı?.
Şeer: Şehir.
Şefdelü: Şeftali.
Şelbet: Şerbet.
Şikar: Bulunmaz.
Şilte: Döşek yaparken içine yün konulan kumaş.
Şimcik: Hemen şimdi.
Şoğurt: Ağızdan akan salya.
Şorah: İçilmesi pek hoş olmayan su.
Tafra: Çalım, kaba davranış.
Tandur: Toprağa gömülen ve içinde ekmek pişirilen fırın.
Tapiç: Tandurun közünü toplamak için kullanılan kürek.
Tasdar: Kadınların önlerine bağladıkları, belden aşağı olan önlük.
Tekir: Tekerlek.
Tekne: İçerisinde hamut yoğurulan ağaç kab.
Telaşa: Telaş.
Tentene: Dantel.
Terek: Tahtadan raf
Terezi: Terazi.
Terk: At arkası.
Termaş: Şanslı.
Teşi: Yun eğirmeye yarayan kafası topuz seklinde olan odundan alet.
Teşdi: Leğen, yıkama-yıkanma kabı.
Tezce: Çabuk, Çok aceleci.
Tevür: Çeşit.
Teyyare: Uçak.
Tez: Çabuk, hızlı bir şekilde.
Tezek: Hayvanların gübresinden duvarlara vurularak kurutularak yapılan yakacak.
Tıhız: Küçük.
Tıhnaz: Kısa boylu.
Tohdur: Doktor.
Tohlu: Beş altı aylık koyun.
Tokaç: Çamaşır yıkamada kullanılan ağaç tokmak.
Tomar: Bütün.
Tosbağa: Kablumbağa.
Tökezmek: Ayağı dolaşmak.
Tullamak: Savurmak, fırlatmak.
Tuluk: Tulum.
Tuman: Don.
Ula: Bir hayret ve sesleniş nidası.
Urgan: Kalın ip.
Uruba: Elbise.
Usulca: Yavaşça.
Uşah: Çocuk.
Uyartmak: Uyandırmak.
Ürmek: Havlamak.
Üvez: Yazın insanları rahatsız eden küçük sinek.
Velvele: Gürültü, yaygara.
Yağarnı: Sırt, bel.
Yal: Köpeklere ve ineklere sıcak su ve kepek karıştırılarak yapılan yiyecek.
Yamah: Yardımcı veya stil.
Yane: Ne sandın?.
Yarımağız: İsteksiz.
Yassu: Yatsı.
Yaşmah: Kadınların baş örtülerinin ağızlarını kapatan kısmı.
Yaygara: Dedikodu.
Yazma: Kadın baş örtüsü.
Yazu: Arazi.
Yeltenmek: Bir işe girişmek, niyetlenmek.
Yeğin: Aceleci.
Yeğlük: Hafif.
Yelloz: Müflis, iki yüzlü, dönek, hoppa.
Yımırta: Yumurta.
Yolluh: Kilim.
Yumak: Yıkamak.
Yunmak: Yıkanmak, çimmek.
Yüklü: Hamile.
Yüklük: Yatak, yorgan dolabı.
Zelzele: Deprem.
Zemheri Ayı: Ocak Ayı.
Zerdeli: Kaysı.
Zerze: Kapı kilidi.
Zevzek: Şımarık. Seviyesiz hareket eden.
Zıbarmak: Gebermek, ölmek, uyumak, sızmak.
Zırnık: Çok az miktar.
Zıkkım: İstemeden zoraki olarak verilen bir şey için söylenir.
Zibil: Yere dökülmüş süpürülmesi gereken tozlar.
Zirzop: Delice hareket eden.
Zorunan: Zorla.